
İletişim ve marka yönetimi alanında ulusal ve uluslararası projelere imza atan marka danışmanı Ömürden Sezgin, Kreatif Atölye ekibi tarafından hazırlanan Radyo TİF özel yayınına konuk oldu.
Kreatif ekibinden Rukiye Tiryaki’nin sunduğu radyo programına Londra merkezli Ancreva firmasının kurucusu ve bugüne kadar N11.com, Şikayetvar, Pegasus ve Borusan gibi 50’den fazla markayla çalışmış olan Marka Mühendisi Ömürden Sezgin konuk oldu. Sezgin, marka yönetimi ve dijital görünürlüğün yanı sıra Karadeniz’in özellikle de Tirebolu’nun şehir markalaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Marka sadece bir logo değildir”
Markanın yalnızca isim ve görsel unsurlardan ibaret olmadığını vurgulayan Sezgin, markalaşmayı “bir ürün, hizmet ya da kenti diğerlerinden ayıran duygu bütünlüğü” olarak tanımladı. Beş duyuyu kapsayan bir deneyim yaratmanın önemine dikkat çeken Sezgin, “Markayı insana benzetiyoruz; tarzı, dili, hikâyesi olmalı” dedi. Gerçek ve inandırıcı hikâyelerin markaya duyulan bağlılığı güçlendirdiğini belirten Sezgin, hedeflerinin tüketici değil “taraftar” yaratmak olduğunu söyledi. Sezgin, “Bir markayı tekrar tercih ettiren şey, tüketicinin o hikâyenin parçası olmasıdır” ifadelerini kullandı.
Dijital dünyanın tüm markalar için eşit fırsatlar sunduğunu ifade eden Sezgin, sosyal medya içeriklerinde sürekliliğin kritik olduğunun altını çizdi: “Görünürlüğünüz durursa, etki alanınız da durur. Dijital medya artık en önemli iletişim kanalı.” Bu noktada influencer kullanımına da değinen Sezgin, influencer iş birliklerinin abartıldığı yönündeki soruyu yanıtlarken doğru isimlerle çalışıldığında bu yöntemin güçlü bir tanıtım aracı olduğunu söyledi. Tirebolu’da gerçekleştirilen bazı etkinlikleri örnek göstererek influencerların şehir tanıtımında önemli bir rol oynadığını belirtti.

Karadeniz’in marka ilçesi: Tirebolu
Markaların rakiplerinden ayrışmasında konumlandırmanın belirleyici olduğunu söyleyen Sezgin, Karadeniz bölgesinden örnekler vererek Tirebolu’nun sahilini korumaya yönelik adımlarının bile güçlü bir konumlandırma unsuru olabileceğini kaydetti. Tirebolu’nun turizm potansiyeline dikkat çeken Sezgin, “Tirebolu kendini turizm ilçesi olarak konumlandırıp bunu yüksek sesle söylemeye başlarsa, yıllık 100–125 bin ziyaretçi sayısı 300–400 bine çıkabilir” dedi.
Gelişen teknolojinin Tirebolu’nun güzelliklerini geniş kitlelere duyurmak için büyük bir fırsat sunduğunu belirten Ömürden Sezgin, ilçenin markalaşma potansiyeline dikkat çekti. İlçede yaşamayan Tireboluluların bile bireysel marka temsilcileri olduğunu vurgulayan Sezgin, bireysel çabaların dijital tekniklerle birleştiğinde “muazzam bir etkiye dönüşebileceğini” ifade etti. Yerel kurumların ürettiği drone görüntülerinin tek başına kapsamlı bir strateji oluşturmadığını belirten Sezgin, Tirebolu için bütüncül bir tanıtım yaklaşımı önererek, “Her videonun sonuna ‘Tirebolu’ya gel’ diyen bir kampanya ve bunun desteklendiği bir web sitesi oluşturmak bile fark yaratır” dedi.
Sezgin’den küçük işletmelere markalaşma önerisi
Sınırlı bütçesi olan küçük işletmelerin de kuruluş aşamasından itibaren markalaşmaya önem vermesi gerektiğini vurgulayan Sezgin, isim seçiminden dijital varlığa kadar her adımın stratejik şekilde planlanması gerektiğini belirtti. Ömürden Sezgin sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Küçük başlayıp büyük düşünmek, doğru markalaşmanın temelidir.”
Muhabir – Foto muhabir: Öznur Çınar
