Skip to main content
Kültür Sanat

Tirebolu’da yaşayan hafıza: Ayhan Yüksel

By Aralık 3rd, 2025No Comments6 min read

Giresun’un yaşayan hafızalarından biri olarak bilinen tarihçi Ayhan Yüksel, yıllardır Tirebolu’nun sözlü kültürünü, sosyal hayatını ve yerel tarihini belgeleyen çalışmalar yürütüyor. Tirebolu’yu yalnızca bir ilçe değil, bir “tarih havzası” olarak gören Yüksel, bölgenin hem kültürel hem de toplumsal hafızasını kitaplarıyla kayıt altına alıyor.

Çocukluğunu hem köy hayatının hem de mahalle kültürünün içinde geçirdiğini anlatan Yüksel, Tirebolu tarihine ilgi duymasının temelinde bu ortamın bulunduğunu söylüyor. Fındık toplama zamanlarında büyüklerin anlattığı hikâyeleri dinlediğini, kemençe çalanların bir araya gelip uzun havalar söylediğini belirten araştırmacı Yüksel, o dönem yaşanan sohbetlerin kendisinde büyük iz bıraktığını ifade ediyor.

Merakının yıllar içinde akademik ilgiye dönüştüğünü söyleyen Yüksel, eserlerinde belgesel üslubu anlatıcı bir dille birleştirmesinin de çocuklukta edebiyata yönlendirilmesiyle ilgili olduğunu vurguluyor. Erken yaşlarda kitaba verilen önem ve sürekli bulmaca çözmesiyle kazandığı alışkanlıkların kendisini yazmaya hazırladığını dile getiriyor.Belgeleri yalnızca çeviri yoluyla aktarmanın yetersiz olduğunun altını çizen tarihçi, arşiv kayıtlarını yorumlayarak halkın anlayabileceği bir dille aktarmaya özen gösterdiğini belirtiyor.

Tirebolu’nun kayıp hafızası sicillerde ortaya çıkıyor

Yüksel’in üzerinde en çok durduğu konulardan biri de Tirebolu’nun şer’iyye sicilleri, yani Osmanlı döneminde kadıların yargı kararlarını ve devlet emirlerini kaydettikleri resmi mahkeme defterleri. Şer’iyye sicillerini derleyen ilk kişi olduğunu belirten Yüksel, Tirebolu’nun yanı sıra Espiye ve Trabzon’daki sicilleri de inceleyerek 634 sayfalık bir nikâh kaydı arşivi oluşturduğunu belirtiyor. Bu defterlerde kendi anneannesinin ve dedesinin nikâh kayıtlarını bulduğunu da ekliyor.

Tirebolu Kazası Nikâh Kayıtları 1861–1906” adlı kitabında bölgedeki nikâh kayıtlarını sistematik bir biçimde inceleyen Yüksel, bu defterlerin dönemin aile yapısı ve toplumsal ilişkileri hakkında önemli bilgiler verdiğini ifade ediyor. Osmanlı’da nikâhın yüzyıllardır kayıt altına alındığını hatırlatan tarihçi, imamların bir dönem nikâh parası aldığı için bu yetkilerinin II. Mahmut tarafından kaldırıldığını, ardından resmî nikâh ile ilgili düzenlemelerin yapıldığının altını çiziyor.

“Tirebolu Sahil Kasabasının Sosyal Ekonomik Tarihi” adlı çalışmasında ise 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl ortasını ele alan tarihçi, bu dönemi inceleme nedeninin “sicillerin çok önemli bir toplumsal hafıza kaynağı” olması olduğunu dile getiriyor. Veraset ilanlarından aile yapılarının izlenebildiğini, fiyatların, kavgaların, mal varlıklarının ve sosyal ilişkilerin bu defterlerde kayıtlı olduğunu aktaran Yüksel, bu çalışmanın Tirebolu’nun ayanlar dönemindeki sosyal ve ekonomik yapısını da ortaya koyduğunu ifade ediyor.

Ayhan Yüksel, Tirebolu tarihine ışık tutmaya devam ediyor

Köylerde ve küçük yerleşimlerde sözlü kültürün giderek zayıfladığını belirten Yüksel, teknolojinin bu süreci hızlandırdığını ifade ediyor. 1970’lere kadar sözlü kültürün güçlü olduğunu söyleyen tarihçi, elektriğin olmadığı dönemlerde oyunların, masalların, türkülerinin kuşaktan kuşağa aktarıldığını hatırlatıyor. Günümüzde gençlerin teknolojiye bağımlılığının sözlü geleneği geri plana attığını belirten Yüksel, “Zamana ayak uydurmak elbette gerekli. Ama teknolojiyle kültürü bir arada yürütmek de mümkün” diyor. Kolbastı gibi bölgeye özgü oyunların teknoloji sayesinde kayıt altına alınabileceğini söyleyen Yüksel, geçmişte bunun mümkün olmadığı için pek çok kültürel unsurun yalnızca hafızalarda kaldığını söylüyor.

Yerel tarih üzerine yaptığı okumalar sırasında da Tirebolu ile ilgili birçok yanlış veya eksik bilgiyle karşılaştığını belirten Yüksel, çalışmalarının temel motivasyonunun da bu eksikleri gidermek olduğunu açıklıyor. Yazılan bazı metinlerde Tirebolu’da Rum kültürünün öne çıkarıldığını ancak bölgenin bir Çepni yurdu olduğunu vurgulayan tarihçi, Doğu Karadeniz’de Grek yerleşmesi olmadığına dikkat çekiyor. Çepni boyunun izlerini sürdüğünü, bölgedeki birçok yer adının Türkçe olduğunu hatırlatan Yüksel, “Bugün pek çok kişi kendine Çepniliyim demeye başladı. Bunun temelinde yaptığımız çalışmalar var” diyor.

Eserlerine yönelik ilginin yıllar içinde artarak devam ettiğini belirten Ayhan Yüksel, özellikle nüfus defteri ve nikâh kayıtları üzerine yaptığı çalışmaların geniş bir okur kitlesine ulaştığını vurguluyor. Yaptığı çalışmaları takip edenelerin Tirebolu’da aile kökenlerini merak edenlerin kendisine sık sık başvurduğunu da dile getiriyor. Bir kitap üzerine çalıştığını söyleyen Ayhan Yüksel, bölgenin tarihine ışık tutan araştırmalarını da sürdüreceğini belirtiyor.

Muhabir: Nesrin KESKİN

Leave a Reply