anasayfa Güncel MANŞET SÖYLEŞİ

Muharrem İnce ” yıpranmış bir iktidar var ”

Aysu Naz Kayhan

Televizyondan gördüğümüz, sosyal mecralar aracılığı ile duyduğumuz siyaset ve bu siyasetin içinde olmak nasıldır düşüncesini benimseyerek ; Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı adayına gelecek seçimle , halkın problemleriyle ilgili sorular sorduk.

 

Yüksek takipçisi olan sosyal medya sahiplerinin politik anlamda medyada yerini nerede görüyorsunuz ? Yani şöyle özetleyeyim Babala TV’ye konuk oldunuz, bunu yapan bir gazeteci değil , bir Youtuber.

Bu  iletişim ve bilişim devrimi çok şey değiştirdi. Ben 4 yıldır bir hesap veriyordum seçim gecesi nerdeydin diye defalarca anlattım , anlatamadım yani. Bir Babala TV bu sorunu çözdü. Yani o televizyon kanallarının yapamadığını bir genç çocuk çözdü. Gittiğim yerlerde sizin yaşınızda ki arkadaşlar veya sizden biraz büyükler ‘özür dileriz  , hata yapmışız biz, size haksızlık yapmışız’ o kadar çok karşılaşıyorum ki bununla 4 yılda çözemediğimi yüksek takipçili bir sosyal medya fenomeni bunu çözdü.

Türkiye’de yaşanan en önemli problem sizce nedir ?

Türkiye’nin önünde ki en önemli problemleri anlatıyorum. Bu problemler çözülmezse daha büyük problemler gelecek. Birincisi; gençlerin yurtdışına gitme isteği. Bu beni çok korkutuyor. Doktorlar dışarıya gidecek, Afganlar içeriye girecek bu beni korkutuyor. Umutlarını yitirme, en büyük korkum bu. Gençler umutlarını yitirirse Almanya, Kanada, Hollanda ve İngiltere kapılarında beklerlerse ben bundan endişe duyarım. Onun için umutlarınızı tazeleyin diyorum. Gençlere diyorum ki; sakın ha bu ülkeyi terk etmek yok, bu ülke bizim, derelerini biz temizleyeceğiz, yanan ormanların yerine ağaçları biz dikeceğiz, göllerine biz bakacağız. Gitmek yok diyorum. Bir kere buradan bakmamız lazım.

Peki bu problemi çözmek için nasıl bir yol izliyorsunuz ?

Heh mesela, şuan da geçim sıkıntısı , düzenli beslenme ve güvenli gıda bunlar büyük problem. Ben geçenlerde bir üniversitenin kampüsünde kantine girdim. Sizin yaşınızda ki gençlere sordum. En önemli probleminiz ne? Bana dedikleri neydi biliyor musun ? beslenemiyoruz. Bu beni çok ürküttü. Ya önceden tiyatroya gidemiyoruz diyorlardı. Şimdi beslenemiyoruz diyorlar. Daha büyük problemler gerekli. Örneğin; Türkiye’nin 10 yıl sonra bir su problemi çıkacak bende diyorum ki bu su problemini çözmemiz lazım. Biz bir proje hazırladık. 3 yılda 15,5 milyar dolar para harcarsak Türkiye’nin su sorununu çözüyoruz. Damlama sulamaya geçiyoruz. Velhasıl , Türkiye’nin önünde bir deprem sorunu var , Türkiye’nin önünde bir enerji problemi var. Örneğin Türkiye %6 her sene elektirik ihtiyacı artıyor. Yani bu sene % birimsel elektirik ihtiyacı var seneye %6 birimsel elektirik ihtiyacı var. Ne yapmamız lazım yeni yatırımlar yapmamız lazım. Elektirikte dışarıya bağımlıyız. O zaman Rüzgar ve Güneş enerjisiyle ilgili yatırımlar yapmamız lazım. Örneğin şuan da ki kurulu gücü %5gb. Almanya 2023’ten 2030’ a kadar bir proje yaptı 400gb’lık Rüzgar’dan elektrik enerjisi üretecek. Türkiye’nin kurulu gücünün 4 katı. Bunları anlatmak istiyoruz. Eğer gelecekte sizler benim yaşıma geldiğinizde mutlu olmak , refah içinde yaşamak , zengin olmak istiyorsanız gelecekteki problemleri şimdiden ön görmemiz gerekir. Gıdayı, suyu, enerjiyi… bunları konuşmamız gerek diyorum. Mutluluğun anahtarı ne ? geleceği ön görmek  gelecekle ilgi yatırım yapmak, gelecekle ilgili bir çalışma yapmak, bunları yaparsak ancak olur. Ben bunları öneriyorum.

İktidara gelince yapacağınız ilk 5 şey?

Önce okul, adalet eğitim; eğitimde niteliğini yükseltmek. Özgüveni yüksek eleştirel düşünebilen ve sorgulayan bir nesil. İtaat eden değil, itiraz eden bir nesil.  Geleceği okumak, Enerji de dışarıya bağımlılığını bitirmek. Bu sorunu çözdük, eğitimi çözdük, dışarıya bağımlılığı bitirdik, mültecileri gönderdik. Cumhuriyetin kurucu felsefesine sahip çıkmak; Yurtta barış Dünya’da barış. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. Bunlara sahip çıkmak. Ana ilkeler bunlar. Ve Türkiye’yi yeniden kendi kendine yeten bir ülke yapabilmek. Benim çocukluğumda öğretmenlerimiz bize anlatırdı. Kendi kendine yeten bir ülkeydi. Örneğin;  tarımsal üretim anlamında. Buğdayın ana vatanı Türkiye’dir. Bugün Türkiye, Ukrayna’dan gelecek buğdaya muhtaç durumdadır. Savaşan bir Ukrayna’dır üstelik, bu bize yakışmıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırsanız  ilk 100 gün hedefinizde neler var ? 

Önce devlete güveni yeniden kurmalıyız. Yani  ÖSYM, TÜİK bu tür kurumlara yurttaşların inanması lazım burdan başlamalıyız. İkinci ayağı;  bağımsız, hızlı, etkin ve tarafsız bir yargı. Üçüncü ayağı; özgürlük ortamı, yani sosyal medya başta olmak üzere medyanın, gençlerin özgürleşmesi. Yaşam şeklinin tartışılmaması. Rekabete açık bir kamu ihale kanunu. Liyakat; işin ehline verilmesi, torpilin ortadan kaldırılması, uluslararası camiada saygınlık, yurtta barış dünya da barış ilkesinin yeniden hatırlanması.

İlk 100 günde burdan başlamalıyız. Diğerleri bu temel üzerine oturacaktır. Burdan başlamazsak, düğmeyi yanlış iliklersek sonu yanlış olur.

Devlet yönetimi için seçildikten sonra her birimin kadroları isimleri hazır mı ?

Tabiki. Şuanda partimiz içerisinde pek çok kadro mevcut. Partimizin, merkez yönetim kurulu artı meclisi var. Fakat bu şuanda görev başında olan bürokratların hepsini, tasfi edeceğimiz anlamına da gelmez. Yani partimizin kadrolarından , mevcut devletteki kadrolardan veya bu iktidar  tarafından dışlanmış, emekliye ayrılmış, sürülmüş, onuru kırılmış insanlardan bir oluşum yapacağız.

“ 20 yıllık yıpranmış bir iktidar var “ 

 Önümüzdeki seçimin diğer seçimlerden ne gibi farklılığı olacak ?

20 yıllık yıpranmış bir iktidar var. Türkiye’yi yönetemiyor. Çünkü Türkiye’nin  kasası boşaldı, uçurumun kenarındayız. Türkiye’nin yeniden ayağa kalkabilmesi, için bir büyük silkenilişe ihtiyacı var. Onun için önemli.

Tek başına iktidara gelmeniz durumunda ülkeyi hangi anayasayla yöneteceksiniz , askıda olan anayasayla mı , yoksa yeni bir anayasa mı yapacaksınız?

Şimdi bakın , birinci kural yasama yürütme ve yargının güçler ayrılığının olması. Yani yürütme, yargıya baskı yapmamalı. Yargı , yürütmenin önünü kesmemeli. Yasama talimatla hareket etmemeli. Yargı, yasama ve yürütmeyi denetlemeli. Birinci kuralı bu, burdan başlanmalı. Önce hukuk. İkincisi devlete olan güveni yeniden kurmalıyız. Nedir devlete olan güven; örneğin ÖSYM, güveniyor musunuz? Güvenmiyorsunuz. Neden güvenmiyorsunuz ? sorular çalınıyor. Peki TUİK ‘e güveniyor musunuz ? hayır, enflasyon rakamlarına güvenen var mı bu ülke de ? yok. Peki merkez bankasına güveniyor musunuz ? hayır , talimatla hareket ediyorlar. Hukuk devleti ve devlete olan güven. Örneğin; kamu ihale kanunu  iki üç kere değişmiş.( hafif sinirlenerek )  Böyle olmamalı şeffaf, rekabete açık bir kamu ihale kanunu olmalı. Bunları kurmalıyız iktidar olduğumuzda. Mesela liyakat. Siz okulu bitirdiniz , kamu da işe girdiniz. Sen yönetici oldun. Diğer iki arkadaşın  “ bu onun hakkıdır, hakkaniyetli oldu bu iş” diyebilmelidirler. İnanmalıdırlar. Ona inanırlarsa yani senin hakettiğine inanırlarsa sen de rahat edersin diğer giremeyenler de rahat eder. Dolayısıyla liyakatı getirmemiz lazım.

Herhangi bir koalisyon düşünceniz var mı yoksa seçime yalnız mı gireceksiniz ?

Biz tek başımıza iktidar olmak için mücadele edeceğiz. İttifaklar ise, seçim tarihi açıklandıktan sonra konuşulacak işlerdir. Şuanda ki hedefimiz tek başımıza iktidar olmak. Ama seçim tarihi yaklaşınca bunu yeniden gözden geçireceğiz tabiki.

Biliyorsunuz ki sansür yasası geldi. Bazı kesimler yasanın gerekli olduğunu savunuyor. Bazı kesimler gerekli olduğunu ama maddelerin yumuşatılması gerektiğini düşünüyor. Bazıları ise böyle bir yasanın gerekli olmadığını savunuyor. Siz bu kesimin tam olarak neresindesiniz?

Gerekli olmadığını savunuyorum. Sosyal medya da tabi ki dezanformasyon var. Yanlış birgilendirme var. Hakaret var. Bütün bunlar var. Doğru. Ama elektirik çarpmasından ölen insanlar var diye elektirik mi kullanmayacağız, ya da trafik kazası oluyor diye arabaya mi binmeyeceğiz. Ya da uçaklar düşüyor diye uçağa mı binmeyeceğiz. Böyle bir şey olamaz. Sosyal medyada en fazla nasibini alanlardan birisiyim ben ( gülerek ) hakaret edilen, küfür edilen, alehinde yanlış haberler yapılan. Bunlar olabilir. Demokrasi ; karşındakine katlanma rejimidir aynı zamanda. Katlanabildiğin ölçü de demokratsın. Bunun için ben gereksiz bulanlardanım.

 

İstanbul sözleşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Parlementonun verdiği bir hakkı Cumhurbaşkanı tek başına yok etti. Yani bu hukuk devletinde olacak bir iş değildir, olmamalıdır. Ama ne yazık ki oldu. İşte bu da Türkiye’de yargının, demokrasinin, hukukun çöktüğünün bir göstergesidir. Biz iktidar olduğumuzda İstanbul sözleşmesini imzalayacağız. Bu konu da tavrımız net. 6’lı masayla da bu konu da ayrışıyoruz. 6’lı masa da imzalayacağız diyenler var, iyi ki çıkmışız diyenler var. Bizim duruşumuz net. Biz zaten Memleket Partisi olarak, iktidardan da muhalefetten de ayrıştığımız yer şurası; bu iktidarın suriyeliler politikasını beğenmiyoruz. İstanbul sözleşmesi politikasını beğenmiyoruz. Ama bu iktidarın Libya politikası , mavi vatan politikasını destekliyoruz. Yani doğru bir iş gördüğümüzde destekliyoruz. Yanlış bir iş gördüğümüzde karşı çıkıyoruz. İstanbul sözleşmesi konusunda da bu iktidarla aynı düşünmüyoruz.

 

Babala TV’de bir kişinin size sorduğu bir soru vardı; ‘’ CHP ‘nin bu kadar hatası varken neden içindeyken bir şey demediniz? ‘’ diye. Sizde ‘ kıyamadım’ dediniz. Eğer Memleket partisinin içinde  yine kıyamayacağınız bir durum olursa halka söyler misiniz ?

O hatayı bir kere yaparım. Memleket partisine de kıyarım.

Kendi tırnaklarınızla kazıyarak geldiğine rağmen mi ?

Olsun , kıyarım yani. Hata yaptım orda kıymalıydım, kıymalıydım yani. Ama hangimiz hata yapmıyoruz ki hayatta, ben de hata yaptım. Bugün geri dönsem kıyarım. Ama insan hayatında kaç kere cumhurbaşkanı adayı olur ki ( buruklukla ) evliliğinde hata yapıyorsun, aşık oluyorsun bir kadına veya bir erkeğe. Bulduğum , istediğim bu diyorsun. Ama bir süre sonra hatalı olduğunu görüyorsun. Ben rahmetli babama bir hata yaptım, yanlış yaptım mesela , çok pişmanım şimdi. Ama babam yok artık, keşke olsa da telafi etsem. Telafi etme şansım yok yani ama insan demek hata yapmak demektir. Ama aynı hatayı 2 kez yaparsan , o başka bir şeydir. Hata değildir yani, diyerek söyleşiyi sonlandırdı.

Muhabir: Elif Sultan DUMAN