Güncel Kültür-Yaşam MANŞET Yerel Yönetim

MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’yla Söyleşi

Fotoğraf: Mahammad Niyazov

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kocaeli Milletvekili olan ve aynı zamanda geçmiş yıllarda Türk futbolu adına önemli başarılarda bulunan eski futbolcu Saffet Sancaklı ile futbol geçmişi ve siyaset hayatı hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.   

Siyasete atılmadan önce başarılı bir futbol geçmişinizin olduğunu biliyoruz. Bize biraz futbol hayatınızdan bahseder misiniz?

Futbol hayatıma on yaşında başladım. Hatta ilk lisansımı da o zamanlar çıkarttım. Sonra yıldızlar, gençler ve daha sonra A takımda devam ettim. 8-9 yıl Kültür Sporda top koşturduktan sonra 18 yaşında profesyonel olarak 2. Ligde oynadım. 20 yaşında Beşiktaş’a transfer oldum. Sonra futbol hayatım boyunca birçok kulüpte oynadım. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ta oynayan ilk Türk’üm. Bu benim hayatım boyunca taşıyacağım en büyük onurdur. Aynı zamanda Türkiye tarihinde en çok gol atan futbolculardan da birisiyim. Milli takımlar kademesinde futbol oynadım. 1999 yılında futbol hayatımı noktaladıktan sonra da ilk Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FİFA) Menajerlik Kulübü’nü kurduk. Dünyada 250 kişide olan uluslararası transfer yapabilme ve milli maçlarda dahil birçok maçı organize edebilme lisansı aldık. Yani futbolu bıraktıktan sonra bile bir şekilde futbolla hep iç içeydim. Bu iş zaten benim mesleğimdi.

“Benim Siyasete Girme Sebebim Türkiye’nin Bekası”

Futbol kariyerinizden sonra neden siyasete geçme kararı aldınız?

1999’da futbolu bıraktıktan sonra, 2010 yılı kasım ayında Genel Başkanımız Devlet Bahçeli rozet taktı bana.  Ben 11 sene kadar siyasete girmemeye direndim aslında. Çünkü Türkiye’ de yapılan siyasetin bana uymayacağını düşünüyordum. Birde sonuçta biz bürokrasiden veya protokolden gelmiyoruz. Türkiye’de siyaset biraz arızalı. Zaten MHP dışında da siyaset yapmayı düşünmüyordum. Yaparsam MHP’de yapacaktım. Ben her zaman her seçimde hem belediye hem de milletvekilliği seçimlerinde MHP adaylarına destek verdim. Aslında bir bakıma siyaset ile iç içeydim. Ama kendi içimde direkt siyaset istemiyordum. 2010 yılında Devlet Bey beni Ankara’ya çağırdı. Artık benim siyasete girmemin gerektiğini, durumunun sıkıntıya gireceğini anlattı. Şimdi 2019 yılındayız. Önce Devlet Bey bana bu günleri anlattı. Türkiye’ye neler yapılmak isteniyor? Ne gibi sıkıntılara sokuluyor? diye… Tabi kendisi çok ön görülü biri ve ben de biraz tereddütteydim. Sonra İstanbul’da Milletvekili adayı oldum. Fakat seçilemedim. Devlet Bey daha sonra beni, Türkiye’ de Merkez Hakem Kurulu (MHK) yöneten ilk yetmiş beş kişi arasına yazdı.  Sonra da yavaş yavaş daha çok içine girmeye başladım. Benim aslında siyasete girme sebebim; Devlet Bey’in de deyişiyle Türkiye’nin bekası.

Fotoğraf: Mahammad Niyazov

“Spor, Siyaset Üstü Bir Şeydir”

Daha önce mecliste Türk futbolunun sorunlarını gündeme getirdiniz. Bunu sporla bir geçmişiniz olduğu için mi, yoksa gerçekten bir eksiklik olduğunu düşündüğünüz için mi dile getirdiniz?

24 Haziran seçimlerinden önce 550 Milletvekili arasında tek milli sporcu bendim. Şimdi sporla özellikle de futbolla ilgili sorunlar olduğunda bunları dile getirmek bana düşer.  Spor politikasını ben yürütüyorum. Ben eksikleri yapılan hataları söylüyorum, eleştiriyorum sonradan da çözüm önerilerini dile getiriyorum. Devlet Bey’in bana talimatı var. Bana: ‘Türk gençliği ve Türk sporu için bütün ilgini, vizyonunu kullan’ dedi. Devlet beyin verdiği talimatlar doğrultusunda buradayım. Türk sporunu düzeltmek için ne gerekiyorsa yapıyorum.  Ben muhalefet milletvekili olarak iktidara da saldırırım. Yaptıkları yanlışları da anlatırım. Spor, siyaset üstü bir şeydir. Bunu böyle belirli partilere belirli yönlere çekmek doğru değil.  Tabii ki eski sporcu ve bu işi biliyor olmamın büyük bir etkisi var. Doğduğumdan beri futbolun içerisindeyim. Bu yüzden de spora siyasi bakmıyorum.

Fotoğraf: Mahammad Niyazov

Türkiye’de spora verilen desteği yeterli buluyor musunuz?

Son yıllarda Türkiye’nin imkanları oldukça gelişti ve büyüdü. Kapalı salonlar ve Avrupa çapında büyük tesisler yapıldı. Türk ekonomisi Dünya’nın ilk 20 ekonomisi içinde. Zaten iletişim çağındayız. Her şeyimiz var.  Dört yıl da bir olimpiyatlar yapılıyor. Bu olimpiyatlarda ülkenin başarısı ortaya çıkar. Çünkü her branştan katılım oluyor. Türkiye son üç olimpiyattır, tarihin en kötü olimpiyatını yapıyor. Tesislerin, imkanların ve paranın olduğu dönem… O zaman geriye tek bir şey kalıyor: O da insanları doğru seçemiyoruz. Yani o işin başına koyduğumuz insanlar, yanlış. Bütün neden bu. Eskiden bu imkanlar yoktu. Ama seçilen insanlar doğruydu.

Haber: Kader Emre