MANŞET

Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanıyla Söyleşi

27. İLDEK toplantısı sebebiyle Türkiye’den birçok katılımcının olduğu toplantı bu yıl Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesi’nde yapıldı. Bu sebeple Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Senem Duruel Erkılıç ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yüksek lisansınızı California CHAPMAN üniversitesinde yapıp onur diploması ile mezun olmanızın ve EXİLE adlı filmle üniversitede yılın filmine layık görülmenizin kariyerinize olan etkileri nelerdir?

Yüksek lisansımı California Üniversitesi’nde yapmam derken, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bursuyla gitmiştim. Öğrencilik dönemimde Bakanlığın bana verdiği olanakları en iyi şekilde değerlendirmeye çabaladım.  Aynı şekilde CHAPMAN Üniversitesi’nde de o dönemde çok çeşitli filmler yapıyorduk. Amerikalı öğrenciler ağırlıktaydı benim gittiğim okulda da. Danışmanımdan destek alarak orada EXİLE adlı bir film tasarladım. Ondan sonra onun çekimini yapmış olmak bana çok önemli bir şey kazandırdı. Türkiye’de zaten kısa film yapımına ilişkin çok önceden Mimar Sinan Üniversitesi’nde lisans okuduğum için deneyimim vardı. Hem Adana’ya hem Antalya’ya kısa film festivallerine katılmıştım. İstanbul Film Festivalini zaten yakından takip ediyordum. Fakat bunun yurt dışında nasıl yapılacağına dair herhangi bir fikrim açıkçası yoktu. Şimdiki gibide değildi dünya. 1996 yılından bahsediyoruz. Henüz dijitalleşmenin olmadığı bir dönem de 16 mm çektim bu filmi. 16 mm çektikten sonra, bunun kurgusunu o dönem de Division denilen bir sistem üzerinde, bilgisayarda ilk kurgu sistemi örnekleri üzerinden yapmaya başlamıştım. O da benim için çok önemli bir deneyimdi. Yani ilk dijital kurgu deneyimimi dolayısıyla orada yaptım. Kariyerime nasıl etkisi oldu? Doğrudan doğruya kısa filmci olmanın bana verdiği önemli fırsatlardan birisi; öğrencilere atölyede film çekiminin tüm zorluklarını bilmenin dışında ne yapılması gerektiği konusunda bilgi dışında deneyimimle de yardımcı oluyorum. Bana en büyük katkısı herhalde bu. Herhangi bir şekilde dekanlığımla ilgili bir katkısı yok. Ama film yapımcısı, bir yönetmen olarak bana çok ciddi derecede katkısı oldu.

“İnsanlığa Dair Olan Her Şey Sinemayı Doğrudan İlgilendiriyor”

Anabilim dalınızın ve çalışma alanınızın sinema üzerine olduğunu biliyoruz. Sizce sinemanın toplumsal değişim sürecindeki rolü nedir?

Sadece toplumsal değişmeyi değil insanlığa dair olan her şey sinemayı doğrudan ilgilendiriyor. Ve aynı zaman da bütün bunlar sinemadan da etkileniyor zaman zaman. Yani özellikle de günümüzde. Günümüzde derken şunu da eklemek lazım: Dijital medya ile beraber etki alanı daha fazla yaygınlaşan bir dijitalleşme sürecini getirdi. Ama sinema her zaman toplumsal değişmeyi en yakından takip eden, yansıtan ve hiçbir zaman platform değişse bile ister bu sinema salonu olsun isterse internet üzerinden film seyredelim fark etmez. İnsana dair hikaye anlatması tıpkı edebiyatta olduğu gibi sinemanın en temel özelliklerinden birisi. Dolayısıyla toplumsal değişmeyi en köklü şekilde ifade eden filmlerin sinema üzerinden sayısız örneklerini görebiliyoruz.

İletişim fakültelerindeki staj yönetmeliği hakkındaki düşünceleriniz neler? Sizce zorunlu mu olmalı? Yoksa isteğe bağlı mı?

Mersin Üniversitesinde zorunlu. Zorunlu olmasının en temel gerekçelerinden birisi şu idi: İstanbul’dan, Ankara’dan ve  İstanbul’dan farklı olarak öğrencilerin doğrudan doğruya sektör profesyonelleri ile buluşabileceği ortamlar yaratmak konusunda mutlaka bir stajın zorunlu olması gerektiğine inandık. Çünkü bir öğrenci herhangi bir şekilde televizyon kanalında;  bir sinema setinde veya bir belgesel setinde, radyo stüdyosunda çalışmadan,  gazeteci olarak da aynı şekilde herhangi bir basın organında çalışmadan, haber yazmayı deneyimlemeden, bunları öğrenmeden mezun olmasının öğrenciye çok bir katkı sağlamadığını düşündüğümüz için zorunlu olarak bunu belirledik. Bizim mezuniyetimizde aradığımız şeyler bunlar. Fakat bu üniversiteden üniversiteye, fakülteden fakülteye değişebilecek bir durum.

“Hedef Odaklı Olmak Lazım”

Son olarak iletişim  öğrencilerine tavsiyeleriniz neler?

İletişim fakültesi öğrencilerine benim en büyük tavsiyem aslında şu: Birinci sınıftan itibaren öğrencilik çok kısa bir sürede geçip gidiyor. Dördüncü sınıfa gelene kadar ve her şeyi anlayana kadar zaman çok çabuk geçiyor. Birinci sınıftan itibaren dersleri çok sistematik bir şekilde takip etmenin yanı sıra ciddi okumalar yapmak gerekiyor. Okuma konusunda öğrencilerimizin yeterli olmadığını düşünüyorum. Öğrencilerimizin çok fazla okumaması en büyük sıkıntılarımızdan birisi. Tabi ki farklı platformlardan farklı mecralardan da birtakım şeyler öğrenilebilir. Ama en temel şeylerden bir tanesi sanırım bu. Dolayısıyla dile halim olmak, düşüncelerin net olması, ne sorulacağını, ne söyleneceğini iyi tespit edebilmek en temel şeyler. Hedefe odaklı olmak lazım.