Güncel MANŞET

Koza Altın İşletmeleri Uzmanı ile Söyleşi

Koza Altın İşletmeleri Gümüşhane Halkla İlişkiler Uzmanı Saniye Artun ile çevreye ve işçiye verilen önem hakkında  bir söyleşi gerçekleştirdik.

Koza Altın İşletmeleri, 2005 yılında, ülkemizde ki altın madenlerini aramak ve işletmek üzere kurulmuş bir Türk Şirketidir. Koza Altın; Ovacık, Mastra, Kaymaz, Çukuralan, Himmetdede Altın Madenleri, Söğüt ve Mollakara projeleri ve geliştirmekte olduğu yeni projeler ile ekonomik getirisi yüksek altın madenciliği yapmayı hedeflemektedir.

Türkiye’nin en büyük altın madeni şirketlerinden birisiniz. Bir anda büyük bir yükseliş gösterdiniz. Bu tahmin ettiğiniz bir olay mıydı?

Toplamda 1500’e yakın çalışanımız var ve profesyonel bir ekip kadrosuyla istihdamımızı sürdürüyoruz. Teknolojiyi son derece çok iyi kullanmaya gayret ediyoruz. En önemlisi de insana, çevreye olan saygımız ve duyarlılığımızdır. Öte yandan iş güvenliğine oldukça önem verip, çok dikkat ederiz. Çünkü iş güvenliğine önem verdiğiniz takdirde başarı arkasından gelecektir ve en büyük yatırım insana olan yatırımdır.

“İnsanların Kendisine Değer Vermesinin Amaçlıyoruz”

Türk madenciliğini profesyonel bir seviyeye çıkarmanızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu profesyonelliğin bozulmamasındaki en önemli sebep. Her zaman kişileri seçerken mükemmelliyetçi bakış açısında bulunduk. Kişilerin karakteristik özelliklerine, işe yeterliliğine, elindeki belgelere, deneyim ve tecrübelerine oldukça önem veriyoruz. Aynı zamanda yetiştirilmek üzere deneyimsiz elemanlarda aldık. Birini işe alırken; Bu kişiyi neden alıyorum? Bana faydalı olabilir mi, olamaz mı? diye kendimize soruyoruz. Ayrıca kişilerin yaşam tarzını değiştirmeye çalışıyoruz. Örneğin; bir kişi bana ceza verirler diye emniyet kemerini takmamalı. “Ben bunu takmalıyım. Benden değerli hiç kimse yok bu hayatta” diye düşünerek bunu yapmalıdır. Bizim yapmak istediğimizde tam olarak bu. İnsanın kendisine değer vermesini amaçlıyoruz. Bunun için birçok eğitimlerimiz oluyor.

“Zehiri Zehirden Ayıran Dozudur”

Kimyasal madde kullanıyor musunuz? Eğer kullanıyorsanız zararını azaltmak için neler yapıyorsunuz?

Her kimyasal madde zehirdir. Ama zehiri zehirden ayıran dozudur ve nasıl kullanıldığıdır. Biz de ‘siyanür’ adı verilen kimyasalı kullanıyoruz. Bunun için de inko kükürtdioksit hava prosesimiz var. Dünyadaki en iyi siyanür bozundurma sistemidir. Ayrıca siyanürleri bileşenlerine ayırıp zararsız hale getirmeden atık havuzuna göndermiyoruz. Zararsız hale getirildiği halde yurtdışında birçok maden şirketi bunu direk dereye veya akarsuya deşarj edebiliyor. Ama biz herhangi bir yere deşarj etmiyoruz. Bunun için bir atık havuzu kurduk ve bu atığı, atık havuzuna gönderiyoruz.

Bu büyümekte olan şirketi dünyaya tanıtmak için bir girişiminiz var mı?

Şu anda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF)’na bağlıyız. Türk Devleti himayesi altında çalışmamıza devam ediyoruz. Önceden Koza’ya ait olan medya ve matbaa grubumuz vardı. Ama zamanla kapatıldı. Birinci reklamımızı İş Sağlığı ve Güvenliği(İSG) ile yapmış oluyoruz. Şirket zaten kendi reklamını yapıyor. Ekstradan bir reklama ihtiyacımız yok. Ancak sponsorlar ve sosyal medya aracılığıyla da tanıtımlarımız oluyor. Dünya’ya tanıtmak için de özellikle bir girişimimiz yok. Fakat yurt dışından da aramalarımız oluyor.

İşçi ile işveren ilişkileriniz nasıl?

İletişim problemimiz kesinlikle yoktur. Her zaman sevgi ve saygı vardır. Nerede ve nasıl konuşulacağı son derece bilinir. Öte yandan şirketin çaycısı ve müdürü çok kolay şakalaşabilir. Ayrıca bir iş güvenliği önemlidir. Örneğin; baret ya da gözlük takılmaması durumunda herhangi bir personel  o anda işi durdurabilme ve uyarma yetkisine sahiptir. O personelin üst kısmı olsun hiçbir şekilde ona karşı çıkamaz. Aksi takdirde disiplin cezasına tabii tutulur.

Bilindiği üzere maden işlerinde kazalar ve ölümler çok fazla olmakta. Sizler bunu önlemek için neler yapıyorsunuz?

En çok kazaların yaşandığı madenler kömür madenleridir. Bunun sebebi ise kömürün altına göre daha ucuz bir maden olmasıdır. Bu madenlerde insanlar kaçak ve sigortasız çalıştırılıyor. Bizim yeraltı madenlerinde çalışmamız açısından; bizde ki kayaların sertliği ve dayanıklılığı yüksek olup, kırılganlığı çok az derecededir. Bu kayaç türü belki de hiç tahkimat yapılmasa dahi ayakta durabilecek türdendir. Buna rağmen biz püskürtme betonla sağlamlaştırma işlemini yaptıktan sonra işe devam ediyoruz. Altının yüksek değerinden dolayı bu işlemi yapsak bile durumu amorti edebiliyoruz. Kömür madenlerinde böyle bir durum söz konusu değildir. Böylece bu durum devamında can ve mal kaybını meydana getiriyor.

Peki, çevreye önem veriyor musunuz? Maden işlerinde çevrede ağaçlar kesilir ve doğal düzen bozulur. Siz de ağaçlar dikip yeşillendirme yapıyor musunuz?

İşletilen yerlerde işlemimiz bittiğinde kazılan yerlerin üzerini nebati topraklarla örtüyoruz. Bu işlem bittikten sonra üzerinde yeşillendirme yapıyoruz. Sonuç olarak insana, çevreye ve bitki örtüsüne verdiğimiz önem açısından; bitkiler ve ağaçlar diktikten sonra maden sahalarını devlete teslim ediyoruz.

Haber: Fatih Baydar