SÖYLEŞİ

Her gün daha fazla minik kalpleri ısıtıyorlar

İki yıllık geçmişi olan Minik Çocuklar ve Dayanışma Derneği, büyük çaplı yardımlar yapmayı hedefliyor. Derneğin kurucusu ve başkanı Diyar Orhan ile bir araya gelerek derneğin faaliyetleri hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik

Minik Çocuklar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Kurucusu, Van’ın güler yüzlü genci Diyar Orhan, yardımseverliği ile Van halkının gözdesi olmayı başardı. Van’da bir araya geldiğimiz andan itibaren bize misafirperverliğini ve güler yüzlülüğünü hiç eksik etmeyen Diyar Orhan ile yaklaşık iki yıllık bir geçmişi olan bu derneğin insanların hayatlarına dokunuşlarını nasıl ve ne denli  güzelleştirdiğini beraber gittiğimiz faaliyetlerde inceledik. Dernek yardımları ile geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

Diyar Orhan kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?

Van, Bahçesaray doğumluyum. 10 çocuklu ailenin en küçük çocuğu olduğum için içimde hep çocuksu bir adam var derken gülümsüyor. Doğal bir insan olmam ve ailemin bana öğrettiği merhametle hayata bakıyorum. Üniversite hayatım boyunca hem okudum hem de parkur eğitmenliği yaparak ayaklarımın üzerinde durdum.

Minik Çocuklar Derneği’ni nasıl kurmaya karar verdiniz?

Süreç, üç yıl önce bir çocuğun poşetten yaptığı uçurtmasını görmemle başladı. Tek başıma köylere gidip çocuklara uçurtma dağıtıyordum. Daha sonra oyuncak ve ayakkabı yardımlarında bulunmaya çalıştım. Bir yıl boyunca böyle devam etti. Daha sonra arkadaşlarımı da teşvik ederek küçük çaplı gruplar dahilinde köylere gitmeye başladık. Gün geçtikçe grubumuz büyüdü ve sonrasında dernek kurmaya karar verdik. Derneğimizde sadece çocuklara değil ayrıca sokak hayvanlarına, yardıma muhtaç ailelere de yardımda bulunuyoruz.

Yaptığınız yardımlar ile alakalı gelecekte neler planlıyorsunuz?

Dernek olarak olabiliğince çocuklara ulaşarak birçok öğrenciye burs ve okuma fırsatı sunmayı hedefliyoruz.

Yapmış olduğunuz yardımları sadece bulunduğunuz şehirde mi gerçekleştiriyorsunuz?

Van, Bingöl, Hakkari ve ağrı illerinde yardım gruplarımız var. Bu gruplarla da yardım yaptığımız şehirlerdeki çocuklara elimizden geldiğinin en iyisini yapmaya çalışıyor, ulaşabildiğimiz tüm çocuklara yardım ediyoruz.

Yardımda bulunacağınız köy ve okulların hangi özelliklerine göre seçiyorsunuz?

En ücra köyleri seçip yardım yapıyoruz. Veya köy okullarında görev yapan öğretmenler bize sosyal medyadan ulaşarak köylerine yardım yapmamız konusunda derneğimizle iletişime geçiyorlar.

Yardımları yaparken zorlandığınız noktalar neler?

Zorlu yanları yardım edeceğimiz köy okullarının öğretmenlerine ulaşıp bot ve mont yardımıyla alakalı listeleri alabilmemiz oluyor. Liste yanlış ya da eksik olduğu takdirde gittiğimiz zaman çocukların hüsrana uğramasını istemiyoruz. Bu yüzden işimizi titizlik ile yürütmeye çaba harcıyoruz. İkinci bir zorluğu ise köy okullarının yolları. En zoru bu diyebilirim, hele ki kış aylarında kar ve çığdan dolayı köylere ulaşmaya çalışırken büyük zorlukları aşmamız gerekiyor. Örneğin, kış şartlarında yardıma giderken yolda aracın bozulması nedeniyle iki üç araba değiştirerek ulaştığımız zamanlar dahi oluyor.

Yapmış olduğunuz yardımlarla insanlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Yardım yaptığımız çocuklara büyüdükleri zaman paylaşmayı öğretmek, yardımlaşmayı aşılamak ve büyüdüklerinde doğaya ve tüm canlılara saygı duymaları gerektiği mesajını vermeye çalışıyoruz. Ayrıca insanlara dünyanın hepimizin olduğunu ve birbirimizi görmezden gelmek yerine yardım etmemiz gerektiğini göstermeye çalışıyoruz. Dernekte çalışan arkadaşlarımızın dışında yardım amaçlı gelen misafirlerimize de bu mesajımızı yaymaya çalışıyoruz.

Türkiye’nin birçok şehrinden ve yurt dışından gelen yardımlarla ve yardım getiren hayırseverlerle beraber yaptıkları faaliyetlerden güzel geri dönüşler aldıklarını ve bundan dernek olarak da mutlu olduklarını vurguluyor. Kendisini en etkileyen olayı sorduğumuzda ise arkadaşlarıyla birlikte bir köye yardıma gittiklerini ve Berfin isimli annesinin kucağında bir kıza oyuncak uzattıklarını çocuğun oyuncağı almadığını ifade etti. Berfin’in annesi, kızının evin damından düşerek görme yetisini kaybettiğini belirttiğinde çok üzüldüklerini olaydan etkilendiklerini ve Berfin’i hala unutamadıklarını dile getirerek söyleşiyi sonlandırdı.

Muhabir :Elif DİCLE