Kültür-Yaşam MANŞET Yerel Yönetim

Değirmenler Tarihe Meydan Okuyor

Gümüşhane’nin Torul İlçesi Gümüştuğ Köyü’nde bulunan çok eskilere dayanan ve un öğütmek amacıyla kullanılan 3 adet tarihi su değirmeni, herhangi bir restorasyon çalışmasına maruz kalmadan günümüze kadar gelerek ilk günkü doğallığıyla halen kullanılıyor.

Teknolojiden mahrum kalmış kara değirmenler onlar. Anadolu’da kara değirmen deniliyor. Henüz teknolojik makinaların olmadığı dönemde tamamen su gücüyle çalışan ve insanların mısır, buğday ve arpayı un haline getirmesini sağlayan zamanın makinaları. Çalışma prensipleri çok basit; bir taş ve o taşa bağlı bir mil, milin diğer ucuna bağlı bir çark ve çarkın içinde dizili kanatçıklar. Gerisi tamamen suyun işi. Suyun kanatçıklara vurmasıyla çalışmaya başlıyorlar. Değirmenler Anadolu’da 20’inci yüzyılın son çeyreğine kadar işlevselliklerini sürdürmüş fakat zamanla teknolojinin gelişimi ve çok eski olmaları nedeniyle bir çoğu da işlevselliğini kaybetmiş. Buna karşılık halen ayakta durabilenler var. Onlardan üçü de Torul’un Gümüştuğ Köyü’nde bulunuyor.

Yapılışları eskilere dayanıyor

Gümüştuğ köyünde bulunan değirmenlerin yapılış tarihiyle ve kimin yaptırdığıyla ilgili kesin bir bilgi yok. Fakat yapılışlarının çok eski tarihlere dayandığı söyleniyor. Torul’un Gümüştuğ Köyü’nün Rumlardan kalma bir köy olduğu ileri sürülüyor. Yunanistan’la yapılan mübadele anlaşması sonucu buradaki Rumlar Yunanistan’a, oradaki Türkler ise Türkiye’ye geldi. Fakat Türkiye’ye gelen Türkler Batıya, Trakya’ya, İstanbul’a ve Bursa gibi bölgelere ve illere yerleşti. Gümüştuğ Köyü de bir süre sahipsiz kaldı. Ancak Gümüşhaneli olan aynı zamanda dayısı Atatürk zamanında maliye bakanı olarak görev yapan Ali Bey köyün tapusunu üzerine aldı ve bunun sonucunda 1938 yılında kirazlık köyünden toplanan 38 kişi tarafından bu köy Ali Bey’den satın alındı. Daha sonra köyü satın alan insanlar kendi aralarında topraklarını bölerek köye yerleştiler. 1938’de insanların köye yerleşmeden önce de değirmenlerin olduğu ve bu değirmenleri Rumların kullandığı, hatta bin 800’lü yıllarda yapılmış olabileceği ileri sürülüyor. Yapılan değirmenlerin moloz ve kesme taştan yapılmış olması o dönemin şartlarını ve teknolojisini gözler önüne seriyor. Değirmenlerin kapı ve çerçeveleri ahşaptan yapılmış ve içerlerinde bir ocak bulunuyor. İnsanlar ocağı işlerini görürken üşümemek ve ekmek yapmak için kullanıyorlar. Değirmenler Gümüştuğ Deresi’nden akan su ile çalışıyor. Aynı zamanda derenin önemi de gözlerden kaçmıyor. Çünkü kuraklık dönemlerinde bile dereye yaklaşık 200 metre olan ağaçların kurumadığı yani derenin suyunun sürekli aktığı söyleniyor. Bu bakımdan çok verimli bir deredir. Burada kırmızı benekli alabalık bulunmaktadır, tutulması yasaklanmış ve UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.

Doğallıklarından Ödün Vermiyorlar

Değirmenler herhangi bir restorasyon çalışması yapılmadan günümüze kadar gelmeyi başarmış ve 2010 yılında Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Restorasyon çalışması yapılmamış ancak yine de değirmenlerde onarım gerektiren durumlar olmuş. Özel kurumlar veya devlet kurumları tarafından herhangi bir onarım yapılmamış. Fakat köylü değirmenlere sahip çıkalım demiş ve aralarında yardımlaşarak kendi imkânlarıyla onarım yapmışlar. Günümüzde değirmenlerin bazıları elektrikliye çevrilmiş durumda fakat onarım yapılmış olsa da bu değirmenler halen su gücüyle çalışmaktalar. Değirmenlerden taşları değiştirilenler olmuş fakat bu taşlar fabrika imalatı yerine Giresun’un Alucra ilçesinde bu işten anlayan kişilere el ile yaptırılmış. Geçmişte insanlar sonbahara doğru buğdaylarını biçerlermiş ve o zamanlar yaklaşık iki ay boyunca değirmenlerin üçünün de gece gündüz hiç durmadan çalıştığı söyleniyor. Değirmenleri çevre ilçelerden gelip kullananlar bile var. Köy tüzel kişiliğine ait bu değirmenler herkes tarafından kullanılabiliyor ve kullanmasını bilmeyenlere sıcak köylü insanı yardımcı oluyor. Sağlığını düşünen ve doğal bir yaşam sürmek isteyen insanların çevre ilçelerden, köyde buğday olup olmadığını öğrenmek için telefonla aradığı ve buğday varsa değirmenlerde çektirip götürdüğü söyleniyor. Fakat günümüzde buğday çok az ekilmektedir. Köyde tarım olayının yavaş yavaş kalktığı belirtiliyor. Artık köylünün iş gücünün tükenmeye başladığı ve bu işi yapacak gençlerin de farklı bölgelere gitmesi sonucu, insanların artık hazır buğday aldığı söyleniyor. O yüzden günümüzde ayda yılda birkaç kez değirmenlerde un öğütülüyor. Su değirmenlerinin günümüzdeki teknolojik makinaların öğüttüğü undan tat farkı olabiliyor. Çünkü günümüz makinaları, unu işleme sırasında yakabiliyor. Buna karşılık su değirmenlerindeki taşlar yapılırken ve tasarlanırken üzerlerine yapılan derin kanallar, işlem sırasında havalandırma görevi görerek unun yanmasını engelliyor ve unun tadını bozmuyor. Tabi ki yine bu değirmenlerde de yanma olabiliyor fakat köylü, değirmeni kullanmasını bildiği için bu duruma pek rastlanmıyor. Yani bu değirmenlerden çıkan un kalitelidir fakat tek başına değirmen kalite ve tat için bir etmen değildir. Kullanılan buğday da kalite ve tat bakımından önemlidir. Bununla birlikte buradaki halk buğday yetiştirirken suni gübre kullanmıyor. Eski unlardan ekmek yapılırken, ekmeğin kokusunun tüm köyü sardığı söyleniyor ama günümüzdeki unlarda böyle bir durum görülemediği öne sürülüyor.

HES’lerin yapılmasına karşı çıktılar

Gümüştuğ Köyü Muhtarı Bekir Çubukçu yaklaşık 2007’den beri Hidro Elektrik Santrali (HES)’ler ile mücadele verdiklerini ve tüm köy olarak buna karşı çıktıklarını belirtti. Köylünün tamamının HES’lere karşı olduğunu söyleyen Çubukçu, bunun sebebi olarak da diğer Karadeniz illerinde arazinin düz ve sayısının daha çok olduğunu bundan dolayı da rahatlıkla geçinilebileceğini vurgulayarak “HES dereden geçecek, zaten dört parça olan yerim iki parçaya düşecek, o zaman gel geçin diyeceksin. Vatandaş burada mağdur olacaktı.” dedi. Ankara’da Su İşleri Bakanlığı’nın ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) genel müdürü ile görüştüğünü ifade eden Çubukçu, yaptığı görüşmede genel müdüre “Bana HES’lere karşıysan o zaman elektriği yakma diyeceksin” dediğini kaydederek müdüre “elektrik istemiyoruz dediğini” açıkladı. Bulundukları yerde doğanın ve güzelliğin gitmesini istemediklerini, çevrede karacaların, dağ keçilerinin, ayıların, tilkilerin ve çakallar gibi her türlü hayvanın olduğunu ve bu hayvanların burada beslendiklerini ancak kışın yiyecek bulamadıkları zaman vadiye indiklerini belirterek dikkatleri üzerine çeken Çubukçu, şu şekilde devam etti “Bu dereden HES geçtiği zaman hayvanların dereye inip su içme şansı olmayacak. Hayvanları düşünmemiz lazım. Uygun yerlere yapılmasına karşı değilim fakat Devlet buraya gelip bizzat incelemede bulunmadı. Bizim karşı çıktığımız nokta burası.” Köylü tarafından dinlenen ve köylüye sözü geçen Çubukçu, müteahhit tarafından kendisine posta aracılığıyla bir paket gönderildiğini ancak paketi kabul etmediğini söyledi. Bununla ilişkili olarak daha sonra bir gazetede “Gümüştuğ Köyü Muhtarı Bekir Çubukçu’nun Rant Peşinde” olduğu şeklinde başlık atıldığını, bunun üzerine haberi yapan gazeteye yaptıkları başvuru sonucu gazetenin düzeltme yaptığına değindi. Torul’da yapılan HES bilgilendirme toplantılarına tüm köylünün gittiğini bildiren Çubukçu, 2009-2012 yılları arasında Gümüştuğ Köyü Çit Deresi’nde ekibin çalışmalara başlaması üzerine köylünün 4 minibüse binerek şehir merkezine gittiğini, bilgilendirme toplantısı yapanlara ekibin çekilip gitmesini söylediğini ve 1 saat yapılan toplantıdan sonra gittiklerini açıkladı. Çubukçu son olarak “Cebir borusunun geçtiği yerlerde tarlası olan vatandaşlara kimlik numaraları üzerinden hesaplarına para yatırıldığını ve birçok vatandaşın bankadaki paranın nereden geldiğini bilmeden çektiğini daha sonra siz hem HES’e karşısınız hem de HES’in parasını çektiniz dediklerini” ileri sürdü. Trabzon İdare Mahkemesi tarafından yürütülen ve Gümüştuğ Tüzel kişiliğinin davacı olduğu, Gümüşhane Valiliğinin karşı taraf olduğu ve Nata Elektrik Ticaret Ltd.Şti.’nin ise davalı olarak bulunduğu, Bilirkişi Raporu isteyen mahkeme son olarak 2010 yılında Çevresel Etki Değerlendirmesi çalışmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşarak dava dosyasında açıklanan nedenlerle dava konusu olayın uygulanması halinde, telafisi güç sonuçlar doğabileceği kanaatine vararak dava sonuçlanıncaya kadar HES çalışmalarının durdurulmasına karar vermişti.

Köy halkının yaklaşık 2007 yılından beri HES’lerle vermiş olduğu mücadele sonucu Gümüştuğ Köyü’nde şuan herhangi bir HES çalışması yapılmamaktadır. Fakat Muhtar Çubukçu; Gümüştuğ Köyünün arkasında bulunan Manastır Deresinde projeyi  alan müteahhit tarafından HES yapıldığını ifade etti. HES çalışması yapılmayan Gümüştuğ Köyü’nde ise köylü herhangi bir çalışma yapılma olasılığına karşı halen diken üstünde ve tedbiri elden bırakmıyor.

Fotoğraf: Muhtar Bekir Çubukçudan alınmıştır.

Haber: Mehmet Keleş