Güncel MANŞET

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ile Söyleşi

Cumhuriyet Halk Partisi Aydın Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ile hayatına dair bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Samsun’da doğdum, ilk orta liseyi Samsun’da bitirdim, üniversiteyi Ankara’da okudum. Lise yıllarından itibaren ve üniversitede hep yakından ilgili oldum. Sosyal demokrat çizgide, sol çizgide siyaset yaptım. Yaşadığım sürece. 1990’da Kuş adasına yerleştim. Avukatlığa başladım. Avukatlık yaparken de sosyal demokrat halkçı partiye üye oldum. Parti üyesi olarak siyasetim orda başlar o zamandan beri SHP, CHP’nin  yönetiminde yer aldım. Aydın il başkanlığı yaptım. En son 2011 yılında da Aydın milletvekili oldum. Partide 6 yıl genel başkan yardımcılığı yaptım. 2012-2018 bu günde parti üyesi olarak partide milletvekili olarak çalışıyorum. Yarın öbür gün milletvekilliğimiz biter ama siyaset bitmeyecektir. Ülkeyi refaha ve huzura kavuşturmak için çalışacağız.

“Toplumsal Hayallerimiz Vardı”

Gençliğinizde ailenizin ve kendinizin geleceğe dair planları nelerdi?

Babam köy enstitüsü mezunu bir öğretmendi. Cumhuriyet büyük bir değişim yapmıştı. Ülkede ve köy enstitülerinde de öyle. Babamlar yaşamları boyunca öğretmenlikte dahi nasıl ülkesi için çözüm arama düşüncesi ile yetişmiş orta temsilcileri idi. O kuşağın içine işleyen tek düşünce: Ülke nasıl kalkınır? Tarımda ve ticarette sağlıkta nasıl ilerleriz? sorularının üzerine odaklanmaktı. Bütün bunlar köy enstitüleri sayesinde oldu. O olmasaydı babam köyde kalacaktı. Köy enstitüsü babamı köy alışkanlıklarından koparmadan bir Cumhuriyet kadrosu haline getirdi. Orada tarım dersleri vardı. Tarım derslerine girerdi. Tarımda nasıl daha ileri gideriz? diye. İşte bu ortam ve düşünceler bizim de gelecek düşüncelerimizi etkiledi. Zengin bir ülke kuracağız.  Adaletli dağıtacağız. Zenginle fakirin arasında bir uçurumun olmadığı zenginin yoksulu sömürmediği bir ülke istiyoruz… Gençlik hayallerimizdi bunlar. Sömürünün olduğunu düşünüyorduk. Emperyalizmin Türkiye’nin önünde büyük bir engel gibi göründüğü kanaatindeydik. Laik sanayisini tamamlamış ve zenginleşmekte olan bir Türkiye hayalimiz vardı. Genel olarak toplumsal hayallerimiz vardı. Farkındaysanız kişisel hayaller değil bunlar. İllaki hepimizin kişisel hayali oldu. Mesela benimki avukat ve hukukçu olmaktı. 12 Eylül darbesi… Hukukçuluk hayalim buralara dayanır. Bizim dönemde gençliğin toplumsal hayalleri vardır. Birlikte büyüyeceğiz ve birlikte başaracağız diye düşünüyorduk. Bunun nedeni ise sürekli olarak politika ile ilgilenmemize bağlıyorum ben.

Hayatınızın en önemli dönüm noktası nedir ?

En önemliyi seçmek zor olur. Bunlardan biri yaşadığın yeri değiştirmek oldu. Kuşadası benim hiç yaşayacağım bir yer olarak aklımdan geçmezdi. Üniversiteyi bitirince ben orada yaşayacağım dedim ve hayatımı yeniden orada kurdum. Bu dönüm noktalarından birisiydi. Bir başka dönüm noktası 2002 yılında milletvekili adaylığımdır. 2002’ye kadar benim amacım hep yerel siyasetti. Belediye Başkanlığı vesaire… Ama 2002 yılında milletvekili adayı olma kararı aldım ve ondan sonrada yerel siyasete hiç dönmedim. 2011 yılında milletvekilli oldum. Bu da bir dönüm noktasıdır. Bir başka dönüm noktası ise 2011’de milletvekili olmamdır. İlk milletvekili seçildikten sonra daha farklı bir tablo oluştu. Kişisel olarak ise ben erken torun sahibi oldum. Torunumun doğduğu gün adalet yürüyüşü başladı. Yani benim hayatımda birçok dönüm noktası oldu. En önemlisi şu diyemem. Ama şu an baktığımızda Samsun’dan çıkıp Kuşadası’na yerleşmem çok önemli bir an.Bence birçok olay orada başladı.

“Türkiye’nin Geleceği Gençlikte”

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı ?

Böyle genç arkadaşlarımızın,  bundan sonrasına ilişkin bütün yaşamlarımda şu anda olduğu gibi böyle bir heves ve inanç içerisinde mücadele etmesini bekliyorum.Türkiye büyük ve zengin bir ülke. Ne derlerse desinler.  Türkiye ile ilgili hiç umutsuzluk beslemeyin. Umutsuz bir gençliğin olmasını tahammül edemiyorum. Öyle bir gençliğimiz olmasın. Bütün geleceğimiz Türkiye’nin gençliğinde. Eğer umudu yitirirsek her şeyi yitiririz. Şu anda ne söylerlerse söylesinler. Sizin iyi bir Türkiye kuracağınıza inanıyorum. Ankara’ya gelişinizdeki o heyecanı düşünün. O heyecanı hiç bırakmayın. Bu meclise girdiğinizdeki duygularınızı bir düşünün. Bir gün sizler, içinizden biri bu mecliste ya milletvekili olarak ya da başka görevlerle bulunacaksınız. Bütün mesele şu: Her dönemde iyi bir ülkenin, refah içerisinde yaşayan vatandaşlar olma inancının umudu kaybetmeyin. Bunu biz yapacağız. Başkası yapmayacak.  Bir hikayemi de anlatayım:  Ankara’da öğrenciyken bütçemize katkı sağlamak için iletişim yayınlarının ansiklopedisini satardık. O zaman meclise girdim. Orada bir milletvekilini ziyarete gittim. Randevularla giriyoruz, ansiklopedi satacağım. İlk kapıdan meclise girişim oydu benim.  Milletvekilini ziyaret ettiğimde kitapların önemli olduğunu anlatıyorum. Kanun kitapları, ansiklopediler… Biz bunları okuyamıyoruz. Sizlerin getirdiğinizi nasıl okuyacağız, dedi. O zaman hayal kırıklığına uğradım. Yani meclise giriyorsun;  çok büyük milletvekili diyorsun. İşte Türkiye’nin yönetimi ile ilgili önemli kararlar alıyorlar. Daha entelektüel bir şey bekliyorsun. Hayal kırıklığına uğramıştım. Onun için hayatta hiçbir şeyi abartmayın. Her şeyi olduğu gibi anlamaya çalışın. Hiçbir şeyi de küçümsemeyin. Yani parlamentoda, kurumlarda, üniversitelerde önemli kuruluşlar… Ama olduğundan fazla değer yükleyip daha sonra hayal kırıklığına uğramayın. Yarın buralarda sizler olacaksınız. Ve gördüğünüz aksaklıkları düzelterek daha iyiyi siz yapacaksınız. Yeni aksaklıklara da siz sebep olacaksınız yaşadığınız dönemde. İyi bir Türkiye bizi bekliyor. En son söyleyeceğim şey; hepinizin yaptığınız işi severek, inanarak yapmanız ve gündelik işinizin dışında mutlaka toplumsal yarara yönelik bir dizi etkinliğin, çabanın parçası olmanız.

Haber: İlker Polat