anasayfa MANŞET

Uğur Mumcu suikastının üzerinden 31 yıl Geçti

Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu 31 yıl önce bugün Ankara’da ki evinin önünde bombalı suikast sonucu hayatını kaybetti.

22 Ağustos 1942’de Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi ve Nadire Mumcu’nun dört çocuğundan biri olarak Kırşehir’de dünyaya gelen Uğur Mumcu, ailesinin Ankara’ya taşınması sonucu ilk ve orta öğrenimini orada yapmış, 1965’te ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle, Yunus Nadi Ödülü’nü aldı. 1963’te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi.

Mumcu, 12 Mart 1971 döneminde ki bir yazısında kullandığı “ordu uyanık olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek” ve “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi’nde birçok aydınla bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan 7 yıl hapis cezası aldı. Ancak kararın yargıtay tarafından bozulması üzerine tahliye edildi. Serbest bırakılmasının ardından hemen askere alınan Uğur Mumcu, askerliğini “yedek subay” olarak yapması gerekirken kendi tabiriyle “sakıncalı piyade” ilan edildi. Tuzla Piyade Okulunda 10 Ocak’a kadar süren üç aylık eğitimden sonra, 1973’te okul yönetimi tarafından “kötü hal ve düşünce sahibi” diye suçlanarak “er” çıkarıldı ve Ağrı Patnos’a yollandı.

Askerlikten sonra üniversitedeki görevinden ayrılan Uğur Mumcu, profesyonel gazeteciliğe 25 Şubat 1974’te Yeni Ortam gazetesinde “Anarşist!..” başlıklı yazısıyla başladı. Köşe yazılarında hem sorunları dile getiren hem de hukuka aykırı ve yasa dışı uygulamaların üstüne giden Mumcu, yazdığı kitaplarla da ses getirdi.

Uğur Mumcu, Yazar Musa Anter’in öldürülmesinden sonra 27 Eylül 1992’de Cumhuriyet gazetesinde kaleme aldığı “Dipsiz Kuyu” başlıklı yazısında, “Orta Doğu, emperyalizmin kol gezdiği, terör örgütleri ile çeşitli istihbarat örgütlerinin kanlı ve kirli oyunlar oynadığı karanlık dipsiz bir kuyudur. Bu karanlık ve dipsiz kuyuda cinayetler birbirini izler. Halk deyişi ile Orta Doğu’da ‘kimin eli kimin cebindedir’ bilinmez. Kim, kimi, neden öldürüyor? Bu soruların yanıtlarını anında bulmanın olanağı yoktur. Olaylar yıllar sonra aydınlanır. O da bir kısmı!” ifadelerini kullandı.

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te arabasına yerleştirilen bombalı saldırıyla hayatını kaybetti. Suikastı, İBDA-C ve Hizbullah gibi örgütler üstlense de aradan geçen 29 yıla rağmen cinayetin üzerindeki sis perdesi aralanamadı. Türkiye’yi sarsan suikasta ilişkin ilk yargılamalar, Mumcu’nun ölümünden 7 yıl sonra başladı.

Mumcu suikastı ile Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok cinayetlerini de kapsayan davanın adı “Umut” oldu. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava, cinayetlerin ardındaki sırrı tam olarak ortadan kaldıramadı.

Suikasttan sonra Mumcu’nun ailesini ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, “cinayeti çözmenin devletin namus borcu olduğunu” dile getirmişlerdi. Suikastın failleri ise yakalanamadı.

Muhabir: Nazlı Can AYDINLIOĞLU