
Ulaş Tuna Astepe, Perspektif Medya’ya verdiği özel söyleşide; Taşacak Bu Deniz dizisindeki Adil Koçari karakterine yaklaşımını, oyunculuk kariyerinde edindiği deneyimleri ve mesleğe bakışını anlattı.
“Karadayı” dizisinde Orhan, “Sen Anlat Karadeniz” dizisinde ise Tahir Kaleli karakterleriyle tanınan, birçok farklı dizi ve filmde rol alan başarılı oyuncu Ulaş Tuna Astepe, günümüzde “Taşacak Bu Deniz” dizisinde Adil Koçari karakterini canlandırıyor.
Başarılı oyuncu Ulaş Tuna Astepe, “Taşacak Bu Deniz” dizisine katılma sürecinde en çok senaryonun ve senaristlerin kendisini etkilediğini belirtti. Daha önce birlikte çalıştığı isimlerle yeniden bir araya gelmenin de önemli bir motivasyon olduğunu ifade eden Astepe, senaryoyu okumadan önce şehir değiştirme konusunda tereddüt yaşadığını söyledi. Şehir dışında çalışmanın zorluklarına dikkat çekerek, “Sadece bir şehirden değil, bir hayattan da uzaklaşıyorsunuz” sözleriyle bu sürecin kişisel boyutuna vurgu yaptı. Ancak senaryoyu okuduktan sonra fikrinin değiştiğini belirten oyuncu, karakterin derinliği ve hikâyenin gücünün kararında belirleyici olduğunu dile getirdi. Ayrıca Astepe, Karadeniz’e kendini yakın hissettiğini de ifade etti.
Astepe’den Adil Koçari Yorumu: “Yüce bir dağın başında, kayalıkların arasından çıkmış bir ağaç”
Adil Koçari karakterine yaklaşımını da paylaşan Astepe, bir karakterin ilk bakışta tamamen netleşmediğini, zaman içinde şekillendiğini belirtti. Başarılı oyuncu, Adil’i “yüce bir dağın başında, kayalıkların arasından çıkmış bir ağaç” metaforuyla tanımlayarak, karakteri katman katman inşa ettiğini vurguladı. Hem köklerine bağlı hem de yalnız bir yapıya sahip olan Adil’in, bu yalnızlığının en belirgin yönlerinden biri olduğunu dile getirdi. Karakterin iç dünyasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Astepe, Adil’in dışarıdan güçlü bir duruş sergilemesine rağmen içinde kırgınlık ve öfke taşıdığını ifade etti. Bu duyguyu “kayadan çıkan bir alev” benzetmesiyle aktaran oyuncu, karakterin geçmişte yaşadıklarının bu öfkeyi beslediğine işaret etti. Astepe, Adil Koçari’yi yalnızca güçlü bir figür olarak değil, aynı zamanda kırılmış bir insan olarak ele aldığını kaydetti.
“Ferhat ile Şirin… Adil ve Esme de artık onlardan biri aslında”
Dizideki Adil ve Esme sahnelerine de değinen Astepe, bu sahnelerin kendisi için ayrı bir yeri olduğunu vurguladı. “Hem tutku var hem çekim var; ama bir yandan da kavuşamamak var” sözleriyle ilişkinin karmaşık yapısını anlatan oyuncu, bu hikâyenin çok katmanlı olduğunu ifade etti. Karakterlerin duygularını açıkça dile getirememesinin hikâyeyi daha derin hâle getirdiğini belirten Astepe, bu durumun sahnelere de yansıdığını söyledi. Hikâyeyi klasik anlatılarla da ilişkilendiren oyuncu, “Ferhat ile Şirin… Adil ve Esme de artık onlardan biri aslında. Yirmi yıl kavuşamamak çok epik bir hikâye” sözleriyle değerlendirdi. Özellikle havalimanı sahnesinin kendisi için en etkileyici sahnelerden biri olduğunu dile getiren oyuncu, bu sahnenin duygusal yoğunluğuna dikkat çekti. Bazı sahnelerde karakterin sert tepkilerle karşılaştığı anların da kendisinde iz bıraktığını belirten Astepe, bu anları hikâye içinde “hak edilmiş tokatlar” olarak tanımladı. Adil’in bazı şeyleri ancak bu tür sarsıcı anlarla fark edebildiğini söyleyen oyuncu, bu sahnelerin karakterin dönüşümünü gösterdiğini vurguladı.
“Deniz, benim sırdaşım oldu”
Projelerde partner uyumuna değinen Astepe, Deniz Baysal ile çalışmaktan memnun olduğunu dile getirdi. Baysal’ın sahnedeki enerjisinin kendisini olumlu yönde etkilediğini belirten oyuncu, onunla partner olduğu için kendisini şanslı hissettiğini söyledi. Astepe, “Deniz benim sırdaşım oldu” sözleriyle aralarındaki arkadaşlık ilişkilerinin kuvvetli olduğuna vurgu yaptı. Baysal’ın enerjisinin çok iyi olduğunu ifade eden oyuncu, bu uyumun sahnelerde performanlarsına da yansıdığını ifade etti.
“Dizi sektörü kolektif bir yapı”
Türkiye’de dizi sektörüne dair değerlendirmelerde bulunan Ulaş Tuna Astepe, sektörün en güçlü yanının insan kaynağı olduğunu söyledi. Teknik imkânların önemli olduğunu ancak asıl belirleyici unsurun duyguyu kurabilmek olduğunu ifade eden oyuncu, set ortamında herkesin aynı hedef için çalıştığını belirtti. Bu kolektif yapının ortaya çıkan işi güçlendirdiğini dile getirdi. Türk dizilerinin yurt dışında gördüğü ilgiyi de değerlendiren Astepe, bu başarının hikâye anlatma geleneğiyle bağlantılı olduğunu söyledi. Edebiyat ve tiyatrodan beslenen bir anlatı kültürünün olduğunu belirten oyuncu, insan hikâyelerine duyulan ilginin bu başarıda etkili olduğunu ifade etti. Bununla birlikte büyük platformlarla birlikte bazı kalıplaşma risklerinin oluşabileceğini de sözlerine ekledi.
“Her rol farklı bir deneyim”
Oyunculuk süreci ile ilgili açıklamalarda bulunan Ulaş Tuna Astepe, her rolün yeni bir deneyim olduğunu belirtti. Farklı yöntemlerden yararlanarak kendi oyunculuk anlayışını oluşturduğunu ifade eden oyuncu, tek bir doğru olmadığını vurguladı. Rolüne hazırlanırken karakterin geçmişi ve psikolojisi üzerinden ilerlediğini dile getirdi. Set sürecinde zamanın kısıtlı olduğunu da belirten oyuncu, birçok şeyin çekim sırasında şekillendiğini söyledi. Bu durumun kendisini geliştirdiğini ifade eden Astepe, oyunculuğun sürekli öğrenme gerektiren bir alan olduğunu vurguladı. Astepe, bu mesleğin kendisi için bitmeyen bir öğrenme süreci olduğunu ifade etti. Her projede yeni bir şey keşfettiğini söyleyen oyuncu, merak duygusunu kaybetmeden çalışmaya devam ettiğini dile getirdi.